Yusuf İnan
Editör
editor@ozelkadin.com
İZMİR HALKINI ÇARESİZLİĞE SÜRÜKLEYENLER..
İzmir her geçen gün ticari kimliğini yitiriyor. Bu nedenle de iş dünyası İzmir’i terkederek İstanbul'a yerleşiyor. Halbuki İzmir Burhan Özfatura döneminde Uluslararası Ticari Fuarlara ev sahipliği yapıyordu. O dönemlerdeki Uluslararası Fuarların büyük ilgi gördüğünü biliyoruz..
Günümüzde ise, İzmir Fuarları iş dünyası arasındaki iletişim fonksiyonunu kaybederek doğrudan tüketiciye ve iç piyasaya yöneldi.
Hatta Türkiye’nin ünlü mankenleri de açılışlara katılmasalar adları sanları duyulmayacak.
İzmir kamuoyu uzun süredir bu durumu tartışıyor.
Ben de zaman zaman bu tür tartışmalara katıldım hatta bir çok konuda acımasız eleştiriler de yaptım.
İzmir’in en büyük özelliği eleştiri ve önerilerin İzmir’i yönetenleri ilgilendirmemesidir.
İzmir’i yönetenler kendi mutlu dünyalarında, sırça köşklerinde mutlu huzurlu bir hayat sürdürür , halkı sadece ihtiyaçları olduğunda hatırlarlar.
Biliyorsunuz İzmir Expo2015 için mücadele veriyor. Expo ‘nun 2015 yılında İzmir de olması için çalışmalar, organizasyonlar yapılıyor.
Acaba kendi iş adamlarının İzmir’i terkederek İstanbul’a gittiği bir dönemde İzmir EXPO ' da ne kadar şanslı olabilir ?
İzmir; denizi, tarihi yapısı dışında, sosyal hayat ve halkın yaşam koşulları açısından EXPO’ya uygun değil...
Konuya duyarlı insanların hep birlikte " uygun " dediğini duyuyorum.
Bence İzmir EXPO’ya hiç uygun değil. Nedeni ise, İzmir’in ticari kaynaklarının bir bir kurutulması ve soyal hayatın eğlenceden ileri gidemeyişi, halkın yaşamını ilkel metotlarla sürdürebilmesi.
Öncelikle İzmir sokakları EXPO’ya hazır değil.
İzmir’in şehir içi ulaşımı içler acısı. Otobüs seferleri düzensiz., koltukları yıllardır temizlik görmemiş, bir çok koltuğu kırık, kapıları bozuk. Bir çoğunun kaloriferi veya kliması yok.
İnsanlar 3. dünya ülkesi gibi alt alta üst üste taşınıyor. Halk için işe gelip gitmek işkence.
Bu sorunu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Kocaoğlu’na söylediğiniz de anında morali bozuluyor ve dişinizi az daha sıkın. Metro faaliyete geçecek az kaldı diyor.
Alsancak semtinin göbeğinde insanlar sokaklarda yatıyor. Biri en işlek caddesinin başına yatak sermiş köpeğine sarılmış başınada “Muhtacız evimiz yok bize yardım edin” pankartı asmış başucuna da yardımların atılacağı kutusunu koymuş uyuyor.
Sarhoşlar, berduşlar dükkanları canından bezdiriyor. Hepsi sokaklarda halkın içinde dehşet saçıyor.
İzmir’in en işlek caddesi Kıbrıs Şehitleri Caddesinde bu insanlardan onlarca görebilirsiniz. Bazılarının başının altında bir metre döner bıçağını görenler korkudan yolunu değiştiriyor. Bu insanların bulundukları yerler pislikten geçilmiyor.Bu bölgelerde hırsızlık oranı her geçen gün artıyor.
Bir şişe bira için reklam panoları sökülüyor hurdacılara yok pahasına satılıyor. Esnaf ne yapacağını bilemiyor.
Bu sorunlar İzmir’i yöneteneler için çok basit sorunlar. Ama çözemezler...
Gelelim İzmir’in Ticaretini yönlendiren kurum İzmir Ticaret Odası’na...
Zaman zaman yazılarımda İzto Başkanı Ekrem Demirtaş’ı eleştiriyorum. Ekrem bey sanmasın özel bir nedeni var... Özel nedeni yok... Hani derlerya meyve veren ağaç taşlanır.
İzmir’in ağaçları genelde meyvesiz, Palmiye gibi...
Ekrem bey İzmir için çeşitli açılımlar düşünüyor. Gerçekten de güzel girişimleri var. Ancak başında bulunduğu kurum tam çalışamazken, sosyal konularla ilgilenmesi göz boyamak olarak algılanıyor.
İzmir de yeni bir ticari kuruluş açıyorsanız bir kaç diazem alıp öyle yola çıkmalısınız. İlk handikap ünvan sorgulamadan başlıyor. Bilgisayarın başında, bir hanfendi kendinden emin çalışıyor.
Ona kuracağınız şirketin ünvanını sorgulatmak için azarlanmayı, itilip kakılmayı göze almalısınız. Aksi halde bu işlemi yaptıramazsınız.
Bir konuda danışacağınız bir Allah’ın kulu bulamazsınız. Hele işlemleri yürütebilmek için sabah 05 ‘ te sıraya geçerek mesainin başlamasını beklemelisiniz.
Noter şirket kuruluş evraklarını düzenler, getirirsiniz en olmadık kelimelerin üstü çizilir ve iş sahibi fazladan 250-300 ytl noter masrafı ile karşı karşıya kalır.
Başındaki yöneticisine durumu aktarırsınız bunları önceden kontrol edecek lüksüm yok cevabını alırsınız.
Bilmedikleri sektörlerden gelen talepleri kendi tecrübelerine dayanarak çözmeye çalışırlar. Anlatırsınız anlamazlar ve evraklarınız oraya buraya gider gelir.
Kısaca İzmir’de ticari hayat daha ilk adımda felç. Sonrası zaten felç...
Sayın Demirtaş’a bu olayları sorsanız bilmiyordur. Ona göre her şey güllük gülistanlık olarak yürüyordur.
O nedenle de belediyenin yapması gereken konularla ilgilenmektedir.
İzmir’i ve sorunlarını kavramış bir belediye başkanı olsaydı Demirtaş’a git sen önce odana sahip çık derdi.
Diyemiyor ,çünkü kendisi İzmir’den, İzmir’in sorunlarından habersiz...
Haberim var derse bu daha büyük ayıp. Bilip sessiz kalmak daha büyük fecaat.
Bu yazı 01/02/2008 tarihinde eklenmiştir.