Meltem Gürsoy
Dış Politika Uzmanı
meltem@turkiyegunlugu.com
SONUNDA BAYKAL'DA FETHULLAH GÜLEN'E TABİ OLMUŞ
Biliyordum, biliyordum sonunda Baykal’ında doğru yolu bulacağını. Bilmediğim ve hiç aklımdan geçmeyen ise, Baykal’ın da Fethullah Gülen’in peşinden gideceğini. Yıllarca sen karşı dur, muhalefet et, şimdi de çık okul açalım, Irak’lı çocukları Türkiye’de okutalım de.
İnsan dönerde bu kadar döner. Bu U dönüşünü aşmış etrafında iki de fazladan tur atmıştır. Sayın Baykal kendi ülkesindeki kızları başı örtülü diye engellerken şimdi elini Irak’lıların çocuklarına kadar uzattı.
Helal olsun sayın Baykal’a. Kutluyorum kendisini. Aslında ben yine kutlayacaktım ama başka bir konudaki başarısı içindi. Şimdi iki kez kutlamam gerekiyor.
CHP tabanına ikinci kez önemli hezimeti tattırdıktan sonra hala koltuğunu kaptırmadı ya , bu başarısı inanın küçümsenecek olay değil.
Eski CHP’lilerin söylediklerine göre Sarıgül olmasın diye parti içinde kendi eliyle muhalefet bayrağı açtırmış kaçıncı genel başkan bilmiyorum.
Ben kendimi dış politika uzmanı diye tanımlıyor, Türkiye’deki politikaları küçümsüyordum. Şimdi gördüm ki Türkiye Vatikan’dan ileri siyasetin kılcal koridorlarında yol alıyor.
Mahallenin muhtarı bile bir iş yaparken inceden şapkama dokundurdu.
Meltem hanım insanlar bizim güneşimizden yararlanmak için kendi ülkelerini bırakıyor, ülkemize geliyor. Siz neden kendi ülkenizde şapka takarak güneşten kaçıyorsunuz ?
İşte şimdi bittim. Desem ki ben çok yandım ihtiyacım yok, kumral bile değilim.
Sütbeyaz….
Doğru söylüyorsun muhtar bey deyiverdim. Benim bir sorunum var da, o nedenle şapkamı hiç çıkarmıyorum, dedim.
Muhtar anında taşı gediğine koydu. Demek sen de benim gibi kelsin, ben de görünmesin diye takke takıyorum.
Artık susmanın daha yararlı olduğunu düşünerek 20 YTL de muhtar beye iki mühür iki imza parası ödedim ve derin düşünceler içinde aracıma bindim.
Şimdi anladım ki, Baykal büyük adam ! Tüm Türkiye’ye muhalefet eden adama tüm Türkiye muhalefet etti, tınmadı bile.
Şimdi yine tüm Türkiye’nin tersine konuşuyor.
Ben bunları düşünürken mail adresime bir mesaj daha geldi. Meğer Baykal'ın terör hakkındaki açıklamaları Rahmetli Özal'ın 1993 yılında zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e yazdığı mektubun tıpa tıp aynısı imiş.
Rahmetli ta o yıllarda bakın Muhteşem Süleyman'a bu işin çözümünü ne kadar güzel yazmış ama derdini anlatamamış...
Mektubun içeriğini kamuoyuna açıklayan ADD Genel Başkanı Emekli Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur. Şener Paşa yirmi sayfalık makalesini AvrasyaForum.Com sitesinde yayınlamış. O günlerde ortaya atılan ihtilal senaryoları içinde Şener Paşa ve bazı yazarlarında adı geçince site artık bu kadarına da pes denilerek yayın hayatına son vermiş.
İşte sayın doğrucu Baykal'ın apardığı rahmetli Özal'ın şimdi yeni Baykal'ın görüşleri :
"Karşı karşıya bulunduğumuz sorunun devlet katında Kürt sorunu mu, yoksa terör sorunu mu olduğu tartışmasına ilave olarak, güvenlik boyutu içinde mücadele strateji konusunda da görüş birliği sağlanamamıştır. 12 Kasım 1993 tarihinde kamuoyuna yansıyan Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın zamanın Başbakanı Demirel'e gönderdiği mektupta savunulan görüşler bu durumun bir yansımasıdır. Özal, Talabani ve Barzani'nin karşımıza alınmaması gerektiğini ifade ettikten sonra şu görüşleri savunmaktadır:
"Bu liderlere ve Türkmenlere ihtiyatı elden bırakmadan kendileriyle yakından ilgilendiğimiz ve varlıklarını sürdürmelerine önem verdiğimiz mesajını vermekte yarar vardır. Bu cümleden bazı sembolik jestler yapılabileceği akla gelmelidir. Mesela, bunların bazı insani yardımlara ilaveten çeşitli ihtiyaçlarının tespiti için ufak bir teknik heyet gönderilebileceği gibi, bu bölgenin yeniden imarı konusunda Türk müteahhitlerinin ilgisi teşvik edilebilir."
Özal, bölgede nüfus hareketlerinin teşvikini ve mücadele için özel bir kuvvet kurulmasını(40-50 bin kişilik en az 1yıl özel eğitim görmüş özel birlik)öneriyor ve politikanın medya, psikolojik harekat ve diğer unsurların tamamlanması tezini savunuyordu. Orta doğuda yeni yapılanma içinde ABD ile birlikte rol alma örtülü amacını taşıyan bu politika, siyasetçiler tarafından ortak bir siyaset haline getirilmemiş ve uzun yıllar Barzani ve Talabani ile yakınlaşma ve Kuzey Irak'ta bir Kürt devletinin oluşmasına göz yumma şekliyle uygulanmış ve Batılı silah tüccarlarına bol kaynak aktarılmıştır."
Orgeneral Eruygur'un yazısında en fazla dikkati çeken konu, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın " Bölgede nüfus hareketlerinin teşvikini ve mücadele için40-50 bin kişilik profesyonel eğitimli özel birlik kurulmasını önermesi ve politikanın medya, psikolojik harekat ve diğer unsurlarla da desteklenmesi tezini savunmasıdır.
İşte Baykal'ın apardığı Özal'ın görüşlerini okudunuz. Peki Baykal'a bunları kim verdi ? O dönemin parlayan ismi Mesut Yılmaz mı ? ADD Başkanı Şener Paşa mı ?
Kimin verdiği önemli , bundan daha önemlisi rahmetli Özal'ın mezarından bu güne katkıda bulunması.
Bakın göreceksiniz en kısa sürede ben de Türkiye’de ince siyaseti öğreneceğim. Öğrenmeye de başladım. Ama başım dönüyor, olup bitenlerden.
Bu arada Büyükanıt Paşa'ya hürmetlerimi sunarım . Bu günkü konuşmaları gerçekten güzeldi. Koskoca Türkiye’de kimsenin düşünemediğini düşünmüş, esir ile kaçırılmayı ayırt edemeyişimize çok üzüldüm.
Anladım ki askerler ince siyaseti bilmiyor, incelerden daha incesi ile yaşıyorlar.
Bu yazı 09/11/2007 tarihinde eklenmiştir.