Bir köy öğretmeninden mektup geldi. Mektubu okudum, uzun uzun düşündüm ve sizlerinde okuması için köşemi “ öğretmenimize ” bıraktım.
Türkiye günlerdir Cumhurbaşkanlığı makamına kimin gelmesi gerektiğini tartışıyor. Sayın Başbakan, ana muhalefet lideri Deniz Baykal, ADD Başkanı Şener Eruygur, Kanal Türk Televizyonu sahibi Tuncay Özkan hem de Türkiye’yi ve halkı unuturcasına tartışıyorlar.
Bence Cumhurbaşkanlığı makamını değil de ülkenin gerçeklerini tartışsalar ve önem verselerdi Türk Halkı bu kadar çaresiz bu kadar ümitsiz kalmazdı.
Sayın Baykal Tandoğan meydanına milyonla ifade ettiği bir kalabalığı topladım, eğer cumhurbaşkanı benim istediğim gibi olmazsa Türkiye’yi karıştırırım açıklamasını / tehdidini Ahmet Hakan’ın programı aracılığı ile yaptı.
Sayın Baykal Türk Halkı’nın yaşadığı kötü koşullar nedeniyle bir miting toplasaydı. 3 milyon doları Kanal Türk ‘ e hibe etme yerine köy okullarına vererek destek olsaydı. Sayın Baykal’ın sonsuza kadar konuşma hakkı olurdu.
Şimdi konuşma hakkı Türk Halkı’nın…
“Köy öğretmeni olarak köye geldiğiniz ilk gün anahtarı muhtardan alırken muhtar size bir puan verir ve o günden sonra asla ama asla o puanın üstüne çıkmazsınız aksine her bir davranışınızda o puanın altına inersiniz. Özellikle doğu bölgesinde bir bayan öğretmenseniz işiniz daha da zor. Erkek öğretmen köyde kalırsa lojmanı köy kahvesi olarak görülüyor ve birisini müsait olmadığınız veya ders çalışmanız gerektiği için içeri almazsanız bütün köyü karşınıza almış olursunuz ve hakkınızda şikayetler başlar.
Bir bayan öğretmen köyde kalırsa eğer köyde korucular varsa hemen şikayete başlar nöbet tutmak zorunda kalacakları için istemezler bayan öğretmenin köyde kalmasını.
Eğer köyde iki veya birkaç husumetli aile varsa bu öğretmen için çok büyük bir dezavantaj.Eğer bu ailelerin öğrencilerinden biri devletin verdiği yardımdan yararlanıyor diğeri yararlanamıyorsa bu durum öğretmenin suç hanesine yüklenir. Ve birbiri ile küs ailelerin öğrencileri çok iyi arkadaş olsalar bile yan yana oturduklarında veli şikayete gelir ve öğretmene kızar.
Öğrenciye verilen ödevi veli yardım etmediği için eksik kalmışsa ve öğrenci o konuda not olarak düşük almışsa bu da velinin değil öğretmenin suçudur iyi öğretmen olmadığı gerekçesi ile. Burada en ağır olan şey öğretmeni yetersizlikle suçlayan velinin oluma yazma bilmiyor olmasıdır.
Köyden bir aile öğretmeni yemeğe çağırdığında öğretmen gitmese bizi beğenmiyor burnu havada diye yargılanır, gitse diğer o aile ile anlaşamayan diğer aileler küser. Öğretmen gittiği bu davetlerde kesinlikle köy halkı ile yakınlık gösteremez bu da yine kendisi hakkında yeni yargılar daha doğrusu yargısız infazlar yapılmasına neden olur.
Eğer bir bayan öğretmen ise köye hasbelkader gelen elektrik veya bilgisayar,internet için hasbelkader gelen kişilere selam dahi vermeden onlar içeri girdiğinde okulun dışına çıkıp bütün köylünün kendisini göreceği bir yerde durması gerekiyor ki dedikodu çıkmasın.
Eğer okulda internet varsa bu okul işleri için kolaylık ama köylü ile aranızda büyük bir sorun kaynağı olur
Bir köylü ilçeye yada ile inemediğini ve ssk no tc no emeklilik işlemleri vb. işler için interneti kullanmak istediğinde izin verirseniz başınız belaya girer vermezseniz şikayet edilirsiniz ve hakkınız da çıkacak dedikoduların önüne geçemezsiniz.
Bayan öğretmen köyde tek kalacaksa bunun köyün namusuna yakışmayacağını söyleyenler olabilir yanınıza bir öğrenciyi göndermelerini isteseniz bu sefer de göndermezler. Yani ne tek kalabilirsiniz ne de yanınızda kalacak birini gönderirler.
Bir ailenin yanına taşınırsanız yine derdi başınıza alırsınız.
Müfettişler ve amirler öğretmenlere hep köylü ile iyi geçinmelerini söyler. Çünkü iki yalancı şahit ve bir anlayışsız müfettiş ile siciliniz karalanabilir..
Diğer bir sorun da köye gidiş geliştir. Birkaç öğretmen bir araya gelir birinin arabası ile gidip gelirsiniz. Siz olmasanız da o kişi kendi gidip gelecek ama siz geldiğiniz zaman ister ki kendisinin hiç masrafı olmasın siz ona muhtaç olduğunuz için bütün masraf sizin olsun. Bir de üstüne kendi kar etsin elinde biraz para kalsın.
Bir öğretmen 27 km lik yolu gidiş geliş yapıyor.25 km için servis hattına aylık 150 veriyor. Kalan 2 km için günlük 15 milyon veriyor.Çünkü onu köyden almaya gelen araç sen beni özel tuttun diyor ve yapılan pazarlık sonucunda her anahtar çevirdiğinde peşin olarak 25 yerine 15 alıyor bunu da her fırsatta dile döküyor zararına gidip geldiğini. Bu arada arabanın herhangi bir yerinde çıkan arızanın masrafı da öğretmene ödetilir.
Ya da arabası olan bir bayan öğretmen tanıyorum ilçe milli eğitim müdürü bizzat kendisine olmaz burada bir bayan tek başına araba kullanamaz.bu yol erkek yolu milli eğitimin adı çıkar dedi.
Köy öğretmenleri tek ise müdür yetkilidir. Nüfus sayımı seçim sayım kapı numaralandırma gibi angarya işler kendisine yüklenir.Köylünün alacağı bir ödeme işlemini teslim etmeye giderken bile köylünün arabasına para öder.
Ulaşım olmayan bir köyde ise ile veya ilçeye yazışmaları zamanında göndermezse uyarı cezası alır eline ulaşmayan yazıya cevap yazmadığı için.
Tek öğretmen hastalanma hakkına sahip değildir kendisi daha sevk almaya gitmeden bütün köylü milli eğitimin kapısına dayanmıştır öğretmen okula gelmedi öğrenciler boş kaldı diye.
Eğer devlet köye çok fazla yardım etmişse ve köy halkı her şeyi devletten beklemeye alışmışsa okula hiçbir maddi yardımda bulunmaz bununla birlikte çocuğunun biten defterini bile öğretmenin almasını bekler.
Beklediği tek şey sadece öğrencilerinin gözündeki ışığı görmek olan vefakar öğretmenlerimiz bu sıkıntıları hiç şikayet etmeden çeker. Bu hataları yetiştireceği öğrencilerle telafi etmeyi amaçlar ve her şeyi sineye çeker.
Her geçen gün kendi içindeki hayata dair umutları silinse, körelse de yemyeşil umutlar yeşertir bu ülkenin güzel geleceği için..
Başta köy öğretmenleri olmak üzere bütün öğretmenlerin saygı ile ellerini öpüyorum..”