Sabah erkenden görev dediler, çağırdılar. Uykulu gözlerle çıktım yola. Makam şoförüm her zaman ki gibi asık suratla kapıda bekliyordu.
Yine yenge mi üzdü seni dedim ...
Sorma abi bu kadın beni öldürecek, her an her saniye laf sokuyor. Artık dayanamıyorum.
İnanki CHP’ de Baykal’a gerek yok. Benim hanım Baykal’ın beş katı muhalefet. Üstelik CHP’li ...
Demez mi ?
Tüm Baykal gibiler başıma üşüştü...
İçimden dedim ulen şoför sen de mi CHP’ lisin .. Yok abi benim CHP’ de ne işim olur ? Biz dört arkadaş söz verdik. CHP’ li kızları alacak onları MHP’li yapacaktık. Tüm arkadaşlarım eşlerini MHP’li yaptı ben yapamadım.
Öyle inat ki, bir türlü kabul etmedi.
İşin en ilginç tafarı da başını örttü... Ama hala CHP’li... CHP’liler de başörtüsünü çıkarttıramadılar.
İşte böyle konuşmaya devam ederken Polis abiler yolumuzu kesti..
Hayırdır inşallah, polisler Pazar Sabahı yol kesiyorsa bir sorun vardır dedim.
Polisler bizim gibi onlarca aracı durdurmuş ehliyet ruhsat soruyordu.
Bize de geldiler ve ehliyet ruhsatı istediler. Ehliyet ve ruhsatı alınca da, beyfendi buyrun araca, emniyet kemeri takmadığınız için sizi durdurduk.
Size ceza yazmak zorundayım dedi.
Benim şoförün rengi attı.
Morali bozuk bir şekilde araçtan indi ve cezasını aldı geldi.
Geldi ama söylenip duruyordu. Abi ya bu polislerin yaptığına bir anlam verebiliyormusun ?
Pazar günü Alsancak’ta in cin top oynuyor, insanlara ceza kesmek için sabahın köründe sokaklara düşmüşler.
Abi aldığım maaş ortada şimdi bir de ceza vereceğim. Sanki bu polisler benden çok mu kazanıyorlar ? Nasıl kıyıpta yazıyorlar.
Hele sabahın köründe vatandaşa pusu atmaları çok zoruma gitti...
Aslında Polisler görevlerini yapıyor, ancak sabahın köründe şehir içinde bu tür olaylar insanları rencide ediyor.
Geçen Ankara’dan çocukluk arkadaşım aradı.
Benim oğlanın askerliği Manisa’ya çıktı yarın senin yanına geleceğiz oradan da birlikte uğurlarız dedi.
Sabah erkenden kalktım. Güzel bir kahvaltı hazırladım. Çaylar soğumadan geldiler. Oturduk bir güzel kahvaltı yaptık. Çıktık yola...
Yanımızda askere gitmek için yerinde duramayan bir vatan evladı bir de biz iki eski arkadaş. Sohbet ede ede yolumuza devam ediyoruz.
Tam Montrö meydanından geçiyorduk ki polis abiler durdurdu...
Çek, çek , çek , sağa çek...
Çaresiz çektik.
Her zaman olduğu gibi ehliyet ruhsat...
Aracı asker adayı kullanıyordu. Ehliyeti ruhsatı verdi. Emniyet kemeriniz takılı değil, o nedenle size ceza yazacağız. Araca kadar gelin...
Bir kaç dakika sonra bizim delikanlı yüzü asık bir şekilde geri döndü.
Ceza kestiler dedi.
Asker ocağına teslim olacağı günün sabahı devletin polisi ceza kesmişti. Üstelik İzmir’in en işlek caddesinde ve sabahın köründe. Üstelik yine Pazar günü...
Anlaşılan İzmir emniyeti Pazar günlerini sevmiyor...
Böyle giderse İzmir Halkı’da Polisleri sevmemeye başlayacak.