Gazeteler yıllardır minik minik manşetler atarak Türk Halkı'nın depresyona girmek üzere olduğuna dikkat çekerlerdi. Bazı köşe yazarları da sosyal patlama endişesini köşelerine taşırlardı.
Gazete haberleri, köşe yazarlarının uyarıları Türkiye de ciddiye alınmazdı.
Çünkü Türkiye de sosyal patlama olmaz düşüncesi hakimdi.
Türk Halkı sevinir kadehi doldurur, üzülür kadehi kırar sanılırdı. Halbuki Türk Halkı günümüzde aslan sütünü çoktan unuttu.
Eskiden harcamazsan masraf yoktu. Şimdi ölsen bile para olmadan mezara giremiyorsun. Çocuklar hastaneye gelmek için miras kokusu istiyor.
İnsanlar; elektirik, su, telefon, internet, dersane, okul servisi, çocuklara kontür, okul harçlığı, otobüs parası ve çöp vergisi gibi “ zaruri ” harcamalar tarafından kuşatılmış durumda. Türketim çılgınlığının alıp başını gittiği bir zaman da sosyal patlama, depresyon kelimeleri bize yakışır oldu.
Türk Halkı şimdi gerçekten köşelere sığmayacak sekilde, manşetlerin taşıyamayacağı kadar “depresyona ” girdi. Moral veren politikacıların kimi emekli oldu kimi de rahmetli.
Sayın Erdoğan yeni yeni havaya girse de eski tat yok. Baykal desen turşu satıp duruyor. Mehmet Ağar yumruğunu kaldırıp indiriyor, Bahçeli kısık sesiyle Bağbuğ'u taklit ediyor.
Ama olmuyor....
Eski tadı veremiyorlar. Artık kuru soğanı kırıp köy ekmeği ile yiyerek oy alınamıyor. Türk Halkı'nın sorunları çok değişti. Artık cinsel sorunları var, kadınların orgazm olamamaları büyük sorun. Şiddete maruz kalmış çocuklar kadınlar için sığınma evleri açılıyor.
Telekızlar daha ilginç metotlar denemek zorunda. Pazarda büyük rekabet var. Rus ve Ukrayna'lı hatunlar mesleki tecrübelerini Türk erkeğinin hizmetine sunmaya devam ediyor. Türk erkeği artık değişim istiyor. Camiden çıktıktan sonra çapkınlık olmasa bile ikinci, üçündü hatunların yanına gidiyor.
Yok bir yastıktan kocamak. Artık yastıklar bile çift. Herkes kendi yastığına başını koyuyor.
Bakirelik tarihe karıştı karışacak. Erkek arkadaşı olmayan, kız horlanıyor. Kız arkadaşı olmayan erkek yadırganıyor.
Kısaca 21.Yüzyıla damsız girilmiyor.
Şimdi kimileri derki dam da ne? Köydeki evin çatısı değil tabi ki. Bilen bilmeyenlere anlatsın artık.