Akşam onuruma denize nazır bir mekanda yemek vermişler. Gitmemek olmaz hemen uçtum tabi ki. Yolda Siirtli bizim Şükrü ile karşılaşmaz mıyım. Dedim Şükrü kaynanan seviyor. Hadi gel seni ziyafete götüreyim.
Şükrü’yü de aldım yanıma başladım yokuş çıkmaya. Yemek verecekler ya Tarzan misali dağ başında bir mekanda ayarlamışlar. Çık çık bitmiyor. Neyse yemek salonuna bir girdim ki tüm tanıdıklar tam tekmil solonda ve beni bekliyorlar.
Kıskanmayın, çalışın sizin de olur. Kırk yılda bir yemek verdiler. Her zaman değil...
Masalar yemekler, garsonlar rakılarrrrrrrrrrrrrrrr hepsi müthiş. Kulağı çınlasın Hikmet abi benim oturacağım masanın en başına oturmuş. Siz şimdi merak ettiniz Hikmet abi de kim ?
Hikmet abi benim en yakın yaşlı arkadaşım. En büyük marifeti ve en büyük aşkı donanımlı masalarda rakı içmek. Ben rakı sevmem o nedenle her zaman benim masaya oturur ve benim rakıları içerdi.
Benim evde bir ara çok eski içkiler, şaraplar, rakılar ve zamanı geçmiş yüzlerce Fenerbahçe, Beşiktaş biraları vardı. Hikmet abi zamanı geçmiş biraları afiyetle içer süper olmuş derdi.
Hikmet abiye daha sonra yeniden döneceğim. Şimdi esas konu altın külçeleri....
Rahmetli Selami abi karşımda Hikmet abi solumda yemeği yedik , çayları da içtik ve yüzlerce basamak merdivenlerden bu sefer başladık inmeye.
Şükrü de yanımda merdivenlerden tam inmiştim ki, yanımızda jet gibi bir araba geçti ve camından da şangır şungur bir torba fırlattı.
Önce korktuk, acaba bomba falan mı diye? Yavaş yavaş torbaya yaklaştık. Bir de ne görelim torbanın içi yüzlerce altın bilezikle dolu.
Gözlerimiz fal taşı gibi açıldı. Bir sağa bir sola baktıktan sonra bilezik torbasını aldık. Şükrü abi bize yok mu demez mi ?
Ya ben buldum niye sana vereyim. Ama bir iki tane veririm dedim. [Görüyorsunuz cimriliği ve aç gözlülüğü.]
Torbayı aldık Polis evine gittik. Polis evinde bir arkadaş vardı. Onu ziyarete gittik. Amacımız olayı anlatarak , fikir alacaktık. Bir torba altını nerde ve nasıl bozduracağız. ?
Onlarda bir baktılar ki, bir çanta altın bilezik. Önce gözleri fal taşı gibi açıldı. Sonra bunlar sahteye benziyor demezler mi ? Tüm hayallerim yıkıldı.
Ertesi gün bizim mahallede ara sıra çeyrek altın aldığım Gülcüler kuyumculuk vardı. Ona götürdüm. Dedi abi bunlar altın suyuna batırılmış.
Sahte.....
İşte Computerman’in cortladığı an...
Olayı pişkinliğe vurarak, ben de insanları sevindirmeye karar verdim. Beni bu kadar sevindiren adamdan Allah razı olsun. Şimdi sahte de olsa sevindirme sırası ben de dedim. Başladım bilezikleri yollara dökmeye.
Bilezikleri ilk Güzelyalı Tansaş’ın önüne koydum. Başladım görüp alacak insanları izlemeye.
Bileziği gören aynen bizim gibi bir sağa bir sola bakıyor ve bir saniyede bileziği cebine indiriyordu. Yolda giderken de cebinden yavaş, yavaş çıkararak bakıyor ve içten içe seviniyordu.
Bir çanta bileziği Konak, Karşıyaka, Bornova ve Buca da garibanlara dağıttım.
Bir gün içinde yüzlerce insanı sevindirdim, yüzlerce insana ümit verdim. Yüzlerine neşe ve sevinç getirdim.
Yarın Maliye’nin bulduğu altınları anlatacağım...
Sonra Hikmet abi... Daha sonra Rahmetli Selami’nin dramını sizlerle paylaşacağım.