İnsanlar yaşam biçimlerini asla değiştirmedikleri için, aldıkları ilaçlar ve yedikleriyle ilgili hiçbir gerçeği de kabul etmeye yanaşmamalarının sonucunda tek yol kalmıştı, korkmak. Hala da öyle. Çünkü bıktılar. Gün geçmiyor ki bir yerde bir yazı çıkmasın; Şu malzeme kanser yapıyor !!! Aynı malzeme için bir süre sonra başka bir yerde başka bir yazı, yapılan araştırmalara göre şu malzeme kansere iyi geliyor.
Meşhur şarkıcı, türkücü vs vs şöyle ünlü bir yol izledi ve iyileşti. Başka bir yerde aynı konuda başka bir ünlüden bir yazı, "Hayır ben bunları asla yapmadım ve iyileştim. "Olağanüstü şöhretli ve paralıyım ve ben iyileştim. Çünküü Amerika da, Çin de şunları ve de bunları yaptırdım."
Tam o sırada başka bir yazı, ünlü zengin iş adamımızı Amerika da ve de dünya da yapılan olağanüstü tedavilere rağmen kaybettik. Şimdi burdan böylece yola çıkarız ve günlerce yazarız. Benim anlatmak istediğim de bu değil zaten. :)
Ben her insanın yaşamın belli kurallarına kendini parçalamadan ve hem kendi üzerinde hem de başka insanların üzerin baskı yaratmadan uyması düşüncesindeyim.
Neyse ben bu kanser meselesinden kusma ötesi bir noktadayken, canım dostum ve de 20 küsür yıllık doktorum Hüseyin'in de konuşmalarını kulak arkası ediyordum. "Ayla bak gel şu rahmini alalım, ben sevmiyorum bunun bu haliniZaten eskiden beridir sevmem .... " ( sezgileri güçlüdür ve yanılmaz :)
Bu arada menapoz kapımı çalmış ve de üzerimdeki baskısını gittikçe arttırmıştı. Akupunktura gitme imkanım da ortadan kalkınca gelsin sana bir nefeste 8 kilo .. Ay dur bi dakka ne oluyooo demeden oldum mu sana 75 kg. Ne ayağa kalkacak halim var, ne de spora gidecek. Canım hiç birşey istemiyor.
O günlerden birinde Hüseyin'in söylediği bir söz geldi aklıma; "Ayla günün birinde yaşamla ilgili sorunların olursa, canın evden çıkmak istemez ve artık çalışmak istemiyorum diye tutturursan bana gel, sana ilaç vereceğim" demişti.
Gittim. Oldukça az yan etkili bir hormon aldım ve çıktım. Yine aynı konuşma; "Şu rahmi almamız lazım !" Midem iyi değildi. Safra kesem inadı tutup tutup, beni hem uyutmuyor hem de yediğim herşey bir şekilde burnumdan geliyordu.
O ilaç bir süreliğine iyi geldi. Birden gözüm gönlüm açıldı. Ayaklandım. Ama mide ve diğer sorunlarıma bağırsak hareketlerimin de eklenmesiyle, derhal doktora götürüldüm. Sevgili arkadaşımız Dr.Sema ( kreşimizin çocuk doktoru) beni topladığı gibi, doktor doktor dolaştırdı. Spastik kolon olduğunu düşündüler ve bir ultrason istediler. Benim gibi Kanser konusunda 9 yıl sadece bir doktora gitmiş ve doğal yöntelerden başka bir yol izlememiş birini bu şekilde dolaştırmak gerçekten mucizeydi. Ama dedim ya canım burnumdaydı artık.
Hemen aynı gün bu meselenin üzerine gittik. Ultrason çekilirken, bizim doktor Sema’nın lafını esirgemeyen arkadaşı; "Senin jinekologun yok mu?" diye hafif tonlamalı bir soru yöneltti. Ben gayet gururlu "Evet var !"
- Peki görmedi mi seni ?
- Gördüüü !
- Ne zaman ???
- Geçen hafta !
- Bu 6 cm'lik miyomlarla neden yaşıyorsun o zaman ????
Anlaşıldı. Eğer benim başıma bir şey gelirse sevgili dostum onca yıllık doktorum suçlanacak. Derhal Hüseyin’e telefon ettim ve 14 gün sonra ameliyata girdim. Ameliyat sonrası çok söylendim. Mide ve bağırsak hareketlerim beni yormuştu. Hemşirelerin duyarsızlığı, insanların işlerine olan saygılarının algısızlık üst boyutunda olması beni sinirlendirmişti. Hüseyin’in ise dünya umurunda değildi. Oh aldım ve kurtuldum"Yüzüne nur geldi adamın, huzur doldu valla anne" diyordu oğlum.
Paylaşmak istediğim en önemli bölümse bu; Şimdi aradan 4 ay geçti. Ne mide sorunum kaldı, ne de safrakesesi ne bağırsak.. İçimden çıkan bir torba miyom vs.'nin baskısının kalkması ile birlikte vücudum nefes aldı.
Tabiii ki kilolarım benimle yaşamaktan mutlu olduklarından hemen terkedip gitme eğilimini gösteremediler. İştahımın normale dönmesi ve de şişkocuk göbeğimden kurtulma harekatı daha yeni başladı. Birazcık da sinirlilik yapmadı değil ama onu da artık gidebildiğim akupunkturla çözdüm. İlave olarak bir iki bitkisel takviye de normal hayata hemen dönmemi sağladı.
Hiçbir kimyasal ilaç kullanmadan, antidepresan almadan devam edebiliyorum. Ameliyattan bir gün önce kuaförde ( ameliyata güzel gireyim ne me lazım diye gitmiştim de6 ay önce ameliyat olmuş bir hanımla karşılaştım. Ne olur hemen olun, ben çok memnunum diye ameliyata methiyeler düzdü. Tabii ki ameliyatın hemen sonrasında kadını yolmak istedim. Ama sonrasında bende aynı duyguyu yaşadım. Bedenimin bütün savunma sistemlerinin o bölgeye yönlenmesinin, baskılardan dolayı çeşitli organlarımın imdat sesleri çıkarmasının bende yarattıklarından kurtulmak çok hoşuma gitti.
Şimdi zayıflama safhasındayız. ("dayız’ın" açıklamasıMekanın Ruhu yazarı, can dostum Lerzan ve ben ) Diyet konusunu da kendimce bir yere oturttum. Sıkılmadan üzülmeden ve de delirmedenGereksiz yemekleri kaldırdık. Gereksiz şekilde sadece otlayıp aç kalmıyoruz ama bu işle eğlenmeye başladık. Sabahları yediğim ekmek ve peynire yüklediğim duyguyla doyuyorum. Bir keyif haline geldi.
Nasıl mı ? Öncelikle çavdar ekmeği miss gibi kızartılır. Yanına en sevilen peynir alınır. Üzerine kırmızı biber ve kekik ekilir. Yanına 2 zeytin ve de közlenmiş yeşil biber konulur. Hatta biraz daha lezzet gerekirse acuka, sarımsak ve yeşillik karışımlarından faydalanılır. Meyva ve ayran asla atlanılmaz. Tavuklu pilavdan bile vazgeçilmez. Porsiyonlar azaltılır.
Yaşamımızda belli bir rahatlık oluşturmak istedik ve bunu asla hırsla inatla veya belli zamanı hedef alarak yapmadığımız gibi, tepinmeyi, vıcık terlemeyi ve de canımızı çıkartmayı düşünmedik. Şimdilik başarılı bir yolda ilerliyoruz.
Bu yazıyı neden mi yazdımEğer miyomlarınız varsa ve de güvendiğiniz bir doktor size bunların buradan alınma zamanı geldi diyorsa, korkmayın büyük ihtimalle birçok şikayetinizden kurtulacaksınız.
Sonrasında ise kendinizi zorlamanız için hiçbir sebep yok. İlk birkaç ay içinde tamamen doğal yollarla toparlanıp, yine rahat bir yolla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz. Bunun için yaşamda kendi akışınızda devam etmeniz yeterli.